Palu'nun yerlileri - TUBA ÇİÇEK

Yerli nedir: Herhangi bir yerin eskiden beri meskûn olan halkı, yakın bir zaman içersinde dışarıdan gelmemiş olan, o yörede uzun yıllar yaşamış olan yaşadığı toprak parçası üzerinde her anlamda derin köklere sahip toplulukların yaşadığı yerin halkına denir.

Tuba Çiçek, ZERnews

Bu anlamda benimde doğduğum bu topraklar üzerinden bir çıkarımda bulunmaya çalışacağım hep duyarım çocukluğumdan itibaren, biri ile tanışırken nerelisin Elazığ-Palu-Harput neresinden yerlisiyim nedir bu yerlisi? Kimdir? Kime denir? hep merak etmişimdir. araştırmalarım sorgulamalarım ve gözlemlerime dayanarak kelimeler üzerinden anladıklarımı anlatmaya çalışacağım.

Bu yerli ve yerli olmayan kavramlarını örneklendirirsek; benim atalarım Büyüklerin tevatür yoluyla bize kadar ulaşan söylemlerine göre yüzyıllar önce İran’ dan göç ederek Urfa, Siverek'e yerleştiklerini, siverek'tende Palu’ ya göç etmişler diye hep anlatılırdı. ben o zamanlar daha çocuktum bilgisayar ve İnternet teknolojisi yoktu bu söylenilenlere kulak misafir olurdum. Şimdi İnternet taraması yapınca bu anlatılanların doğruluğuna şahit olmaktayım bu anlatılanlar doğrultusunda şu çıkarımda bulanabilirim demek ki biz Palu'nun yerlisi (sahibi) değiliz. Göçler yoluyla oraya yerleşmiş bir aileyiz.  ‘’Ki bunu desem de, genel kanıda yerliler; Türk etnisitesine mensup olarak vurgulanan bir kavram.’’

Bu anlamda göç insanoğlunun dünya da var olduğundan itibaren ajandasında taşıdığı bir olgudur. Dünya milletleri şu an var oldukları yerlere göçler yoluyla yerleşmişlerdir. Hz adem ve Havva bile cennet tasvirlerinde anlatılan hikayelerde dünyaya göç etmişlerdir. İlk indirildikleri yerlerde sabit durmayıp sürekli yürümüş diğer bir değişle göç etmişler, ta vuslat anına kadar.

Bu bağlamlar üzerinden bakınca demek ki yerli kavramı çokta doğru bir ifade değil. demograf ya bilimini incelerseniz insanoğlunun kendini var etme süreci hep göçlerle olmuştur.Yüzyılların birikimi olan bu var etme sürecinde çeşitli kültürler, diller, yaşam biçimleri meydana gelmiş. İlk etap ta aşiretçilik, federasyon birlikleri oluşturulmuştur. 

Aşiretçilik zamanla etkisini yitirerek, sivil toplum kuruluşlarının en yetkili mercisi olarak görmek istediğim, insanın el birliğiyle kurduğu devlete bırakmıştır.
Devleti kuran toplumun öncü güçleri zamanla devleti kendi tekellerinde, kendi ırkları üzerinden yorumlayıp tek sahibi gibi görmeye başlamışlardır.

Bu süreç devlet gücünü eline alanlarca her türlü iyilik ve kötülüğü yapacak feraseti görmeleri gibi bir yanılgıya itmiştir. Bu süreci meşru göstermek için çeşitli kutsallıkları hikâyeleştirip ellerinde tutukları devlet gücüne kutsala dayanan meşruiyet atfetmeye çalışmışlardır. 

Devleti ellinde tutan kurucu unsur var oldukları toprak parçasını çeşitli siyasi bölümlere ayırıp tek millet, tek dil, tek bayrak gibi insan yapımı ve insan doğasına aykırı olan net ve ötekileştirici siyasi bir zemin meydana getirmişlerdir.

Şu anda belirttiğim ‘’yerlisi’’, ‘’sahibi’’, ‘’otoritesi’’ kavramları da devlet gücünü eline geçiren kişilerin, tek etnik unsur üzerinden tüm toplumu değerlendiren, diğer farklı kimlikleri yok sayan tutumun izdüşümüdür.

Konumuza devam edersek; Palu VII.(8)  Yüzyılından itibaren Müslümanlar ile Bizanslılar arasında sık sık el değiştirmiştir. 1015’ten sonra Anadolu’ya başlayan Türk akınları buralara kadar uzanmış 1071 Malazgirt Zaferinden sonra da tamamen Türk toprağı olmuştur. Diye geçer resmi tarih anlatılarında. Buradan anlaşılıyor ki Palu'nun yerlileri Türkler değildir. Türkler bu yöreye yerleştikleri zaman Kürtler bu yörede yaşayan bir halktır. Bu demek oluyor ki Türklere kıyasla Kürtler bu yörenin yerlisidirler. 

Güncel Sosyolojik algıda ise Palu; yıllarca şeyhler tarafından yönetilen politik duruşu da buna göre şekillenen muhafazakar sağ gelenekten gelen bir ilçedir. Genelde belediyeleri milli görüş çizgisi veya merkez sağ alır. Dışarıya yoğun göç vermiş. Halkın büyük çoğunluğu şimdilerde Zaza - Kürtlerden oluşur. Şeyh Sait isyanında ciddi bir destekleri söz konusudur. 

Palu yörenin tarihsel etkinliklerinde büyük etki ve isimler bırakmış geçmişi köklü olan bir beldedir. Fakat zamanla cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte Palu ve çevresinde yaşanan isyanlar ve toplumsal hareketlerden kaynaklı olarak siyasi güç, sürekli olarak idari değişimlere giderek siyasi ve idari konumunda değişimlere gitmiştir. 

Daha önce çevresinde bulunan köy veya belde denilen yerlere ilçe statüsü kazandırılması bu değişimlere örnek olarak verilebilir. örneğin, Kovancılar ilçesi bu isim; balkanlardan gelen Türklerin, halk arasında (muhacirlerin) Romanya’ daki köylerinin adıdır. Bu ilçe Ermenilerin resmi söylemle tehcir (zulüm ) edilmesinden sonra 1937 yılında Romanya’ dan Türkiye’ye gelen 300 hanelik balkan (dönemin gazetelerinde Has Türkler olarak manşet atılan)Türkleri için kurulmuştur.

Bu ve benzeri ayrılmalar sonucunda Palu ilçesi 36 köye sahip küçük ve geri kalmış bir belde olarak orada adı şanlı kendisi ise tarihi bir yıkıntı olarak adına yakışmayan bir şeklide durmaktadır. 

Fakat Elazığ merkez başta olmak üzere kendini daha yerli,medeni ve üst gören milliyetçi Türkçü damar gizliden yada açıktan Palu ve çevre ilçe ve köy halklarını denetim altına alınması gereken disipline edilemeyen kaba bir toplum olarak görmüş ve ayrıştırmışlardır. Taki bu belde insanı sermaye elde edip varlık gösterene kadar.

Elazığ'ın yerlisi Palu'nun yerlisi kavramları da bazı kripto ırkçı bireylerce kendi izbelerinde üretilip toplumun damarlarına enjekte edilerek sözde ülke vatan sevdalısı olarak vatanlarını yüzlerine kardeşim dedikleri Kürtlerden koruyup yeni bir Turancı millet meydana getirmeye çalışmışlardır. 

Bir sosyolog gözüyle bakınca ötekileşmeye gerek olmadan kültürlere zenginlik olarak bakmak daha insani bir yaklaşım ve zenginlik olacağı düşüncesindeyim. Bu şekilde ötekilemeler sonucunda; karşısındakine yaranmak ve menfaat elde etmek için aslını, etnisitesini gizleyen, çift kişilikli, yozlaşmış, haksızlıklara karşı sessiz, munis, çıkarları için kahraman olan bir toplum oluşmayacaktı belki de.

Resmi olarak çizilmiş sınırların yok olduğunu varsayarak şunlar söylenebilir: hiç birimiz değil bir köyün, ilçenin, ilin, ülkenin bu dünyanın bile yerlisi (sahibi) değiliz. Hepimiz önce Dünya denen gezegene Hz. Âdem- Havva nın göç etmesiyle var olmuş fanileriz. Yapılan bu ‘’yerli’’ (sahibi) ve ‘’yerli olmayan’’ kavgası çok yersiz duruyor.

Dünyasını dar kalıplara sıkıştırıp tek tipçi söylemlere sahip insanlar hiçbir zaman dürüst ve insani değillerdir. Ki bunun örneklerini çokça görmekteyiz.

Hülasa olarak,  Kerkük'ün Türk ya da Kürt olması Arap olması pekte bir anlam ifade etmese gerek. Gizli olmayan toplantılarınızda bağıra bağıra kardeşim dediğiniz kişinin, toplumun, halkın senle aynı haklara sahip olmak istemesi neden kibrine dokunuyor? bunu düşün. 

Kürtlerin kötü söylemlerden ve yasaklardan kaynaklı çoğunun ana dilini bilmediği fakat Türkçeyi gayet iyi bildiği,  Türklerin ise Kürtçeyi bilmediği hatta dışladığı, yasakladığı  bir memlekete nasıl kardeşlik gelir ki empati (duygudaşlık) kur.

Hiç gitmediğin, görmediğin, bilmediğin bir toplum için ki şu an o toplumlarda haksızca, zalimce, bir savaş var en büyük enerjini o savaşa tepki vererek yap ve yaptığının yanlış olduğunu anla ve araştır bu toplumlar nasıl meydana geldi ve bu masum insanlar neden ölüyor düşün... 

Nedir bu hamaset orta doğunun kan bataklığına dönüşmesinin asıl sebebi bu değilmidir; Tanımadan, Anlamadan, analiz yapmadan gaza gelip nefretle slogan atmak.

Hep beraber Türk, Arap, Fars'ın Kürt'lerin bir millet olduklarını anlayıp simge ve sembollerine saygı gösterip tahammül edeceği bir toplum inşa edilmesi en büyük aydınlık olacaktır. 

Bu topraklarda eşitliğin ve gerçek adaletin hakim olması için: kimsenin kendi milletini bu toprakların sahibi, yerlisi görmediği her milletin kendi onuruyla var olduğu bir toplumun inşası için; sistemsel yanlışlar ile yüzleşilmelidir. toplumu çıkarları için oyalayan Şerli ruhlu, menfaatçi, adil olmayan, ahlak yoksunu despot yöneticilerde def edilmelidirler.
ANASAYFA ve İLGİLİ HABERLER için BURAYI tıklayın

CEPHELER'deki

Gelişmeler

BAĞIMSIZLIK

Süreci

ROJAVA

Haberleri

BARZANİ

Kürdistan

TARİH

Bilinci

ANALİZLER

Ortadoğu

BİLGİ

Kültürel

BİLİM

+Teknoloji

GÖRÜŞ

Yazarlar

Ezidiler

ve Şengal

ANASAYFA

Bütün Haberler