Ortadoğu uzmanı Steinbach: Ortadoğu, federal bir yapıya dönüşecek

Ortadoğu uzmanı Prof. Dr. Udo Steinbach, Ortadoğu’daki mevcut devlet sınırlarının aynen oldukları gibi kalacaklarını, devletlerin ise federatif olarak yeniden düzenleneceklerini söyledi.


Ortadoğu uzmanı Prof. Dr. Udo Steinbach, Ortadoğu’daki mevcut devlet sınırlarının aynen oldukları gibi kalacaklarını, ancak devletlerin ise federatif olarak yeniden düzenleneceklerini belirtiyor.

Etnik, dini veya başka küçük azınlıklara oldukça genişletilmiş otonomi haklarının verileceğini ifade eden Steinbach, Kürtler için ise kültürel ve siyasal olarak daha da ötesinde kendi kendilerini organize etme haklarının verileceğine inandığını ifade etti.

Steinbach, IŞİD tehdidi olduğu sürece Batı’nın Kürtlere silah ve askeri eğitim yardımlarının devam edeceğine dikkat çekerek, ancak Kürtlerin Batı'nın bu destek ve yardımını ‘bağımsızlık’ için yeşil ışık olarak algılamasının yanlış olduğunu ifade etti.

Almanya’nın tanınmış Ortadoğu uzmanlarından Prof. Dr. Udo Steinbach, Kürtlerin Suriye ve Irak'ta IŞİD’le mücadelede başarılı ve etkili bir şekilde Batı için yol temizlediğini, ancak belki bu işin bitişinden sonra bölgede nasıl eski duruma dönüleceğinin farkında bile olmadıklarını söylüyor.

Almanya’nın Kürtlere verdiği desteğin IŞİD ile savaştıkları için verildiğini iddia eden Steinbach, Almanya’nın Türkiye’de Kürtlere yapılanları görmek istemediğine dikkat çekerek, bunun nedeni olarak mülteci krizinden dolayı Türkiye'ye duyulan ihtiyaç olduğunu söyledi.

"Kürtlerin kendi aralarında hemfikir olmamasının Kürt davasında tahribat yaptığını" belirten Prof. Steinbach, Kürtler için genişletilmiş otonominin daha gerçekçi bir hedef olduğunu savunuyor.

Berlin Üniversitesi, Governance Platform Enstitüsü Öğretim Görevlisi ve Ortadoğu Uzmanı Prof. Dr. Udo Steinbach, IMPNews’e verdiği mükatta soruları yanıtladı.

-Batı dünyası, ABD, Türkiye’nin müttefiki ve ona yardım ediyor, Türkiye ise PYD ve PKK ile savaşıyor. Diğer taraftan ise aynı ABD ve Avrupa, Suriye’de PYD’yi ve Irak'taki Kürt güçlerini IŞİD’e karşı destekliyor. Her şey karmakarışık görünüyor. Kim kimin dostu?

Gerçekten durum çok karışık, gelişme ve ilişkilerde ortak bağlantılar yakalamak çok zor. Bu da AB’nin nasıl bir dilemaiçinde olduğunu bize gösteriyor. Bu durum Merkel için de geçerli: Merkel Türkiye'yi ziyaret ediyor, aynı zamanda orada, Kürt bölgelerindeki gelişmelere, neler olduğuna gözlerini kapatıyor.

Her aktör kısa vadeli olarak kendi çıkarları üzerinde hareket ediyor: Almanlar, Avrupalılar, Kürtler, Türkler vs. Gerçekten de hiçbirinin uzun vadeli bir konsepti bulunmuyor. Sayısız devletin en azında en asgari ölçüde de olsa bile üzerinde anlaşabilecekleri ortak bir planları yok.

Tabi ki Amerikalılar Türkiye'nin PKK ile savaşmasını iyi bir şey olmadığını biliyor. Fakat bu da dilemanın başka bir parçasını teşkil ediyor: Bir yandan Türkiye'ye ihtiyaçları olduğunu biliyorlar, diğer taraftan ise Türkiye’nin PKK’ye savaş açmasının IŞİD ile mücadeleyi, IŞİD ile mücadelede öncü güç olan Suriye Kürtlerini zayıflattığının farkındalar ve seyretmek zorunda kalıyorlar.

Tüm bunlar yetmiyormuş gibi bir de Kürtlerin kendi aralarındaki anlaşmazlıkları, birbirlerini çekememezlikleri, birbirlerini sevmezliklerini de eklersek. Bir daha söylüyorum bu aktörlerin bölgedeki büyük siyasi sorunların çözümü için, hiçbirisinin uzun vadeli bir plan ve stratejileri yok. Ve eğer burada ortak bir hareketlilikleri varsa da ufak tefek ortak çıkarlar üzerindedir.

-Böyle bir karamsar bir tabloda Kürtlerin geleceği nasıl görüyorsunuz?

Tek bir şeyi kesin olarak söyleyebiliriz: Kürtlerin geleceği de bir Kürt devletinin oluşmasında, vücuda gelmesinde olmayacaktır: Ne Irak'ta, Suriye, Türkiye veya İran'da. İnsan uzun vadeli düşünebilir ve uzun vadeli senaryolar ortaya atabilir.

Benim düşündüğüm senaryo şöyle: Şimdiki devlet sınırları şöyle veya böyle aynen oldukları gibi kalacaklardır. Mevcut devletler ise federatif olarak yeniden düzenlenecektir. Mevcut devlet sınırları içinde bulunan etnik, dini veya başka küçük azınlıklara oldukça genişletilmiş otonomi haklarının verilmesi.

Ayrıca Kürtler için ise kültür veya kültürel ve siyasal olarak daha da ötesinde kendi kendilerini organize etme haklarının verilmesi. Kürtler böyle bir durumda siyasi olarak mevcut olan devletler bünyesinde kendilerini organize etme zorunda kalacaklardır. Böyle bir durumda tabi ki mevcut devletlerin de kendilerini yeniden keşfetmeleri gerekecek.

Bu da Kürtler için geçerli olan: daha çok otonomi, federasyon, konfederasyon, kendi kendini yönetme - yani ismi ne olursa olsun - anlamına gelecek. Burada ilk adım Irak'ta atılabilir. Irak'ın mevcut anayasası o kadar kötü değildir. Zaten Suriye Kürtleri de bu arada fırsat bulduklarında “devlet istemediklerini, ancak genişletilmiş bir otonomi istediklerini“ savunuyorlar.

Eğer böyle bir şey Kürt politikası olursa o zaman çok akıllı olur. O zaman da artık insan ileriye dönük düşünür ve adımlar atar. Ne kadar Kürt oldukları, ne kadar ortak kültüre sahip oldukları ve ortak bir kimliğin nasıl organize edileceğidir.

-Sorun Kürtlerin haklarının; Araplar, Türkler ve Farslar tarafından kabul görmemesi değil mi? Kürtlere hiç bir hakkın verilmesine yanaşmıyorlar…

Evet, Ankara, Tahran, Bağdat veya Şam olsun hiçbirisi sonuç verici ve ciddi olarak çözüme yanaşmıyor, zaten şu anda da ne güç ve ne de enerjileri var. Ağızlarını elleriyle kapatarak konuşuyorlar, hareket ediyorlar.