Kürtlere karşı yürütülen girift savaş (1) - Tuba Çiçek

Kürt sorunu neden bitmiyor? Bu sorunun bu şekilde devam etmesi kimin yararına? Bu sorunun ana nedenleri biliniyor mu? Kim suçlu? Kim haklı? PKK denen oluşum nasıl bu seviyeye geldi? Hangi tarihsel ve sosyolojik süreçler yaşandı? Neler oldu ki bu ülke içinde Kürt halkının kültürel tarihi, Aile yapısı, gelenek görenekleri ile pekte bağdaşmayan bu yasaklı örgüt, hangi analojilerden geçerek Kürtlerin ideolojisi haline getirildi? Bu işin tek suçlusu Kürtler midir? Gibi sorular üzerinden devam edelim.

Elbette bu işin tek suçlusu Kürtler değildir. Birisi itmiştir diğeri de itile itile bu aşamaya gelmiştir. Bu ve benzeri süreçlerin mantığıdır yaşanan bu realiteler.

Neden bunlardan bahsettim söyleyeyim; benim dâhil çoğumuzun gözlerini bu dünyaya bu ülkede açtığımızdan itibaren bir sorunla baş başayız Kürt sorunu! Bir ulus içindeki bir halkı sorun haline getiren nedir? Kürtler neden bu ülkenin bitmeyen sorunu haline gelmiş ya da getirilmiş bunu lütfen tefekkür edin, muhasebe yapın, önyargılarınızdan arınık bir şekilde suçlu kimdir diye düşünün.
Tarihi temayüllere sosyolojik göstergelere baktığımız zaman tarihte birçok direniş hareketi çıkmıştır adı "Kürt isyanı" olan. Bu direniş hareketleri Osmanlının son dönemlerinde başlamış ve günümüzde de tam gaz devem etmektedir. Bu direnişler genelde her dönemde baskı ile şiddet ile bastırılmaya çalışılmıştır.

Kendileri gibi düşünen, istekleri olan bir milleti dikkate almadan şiddetle, baskı ile, ki bu kavga bireysel bir kavga değil toplumsal, kültürel bir kavga var olma ciddiye alınmanın kavgasıdır. Yüz yılı aşkın bir süredir duyulmayan ya da duyulmak istenmeyen bir çığlık, sesini duyurmak için toplumsal mücadeleye girişilmiş, eline silah almış, dağa çıkmış bir halk bu yeterli değimli olayın ciddiyetini anlamak için sesimizi duyun diyor birileri. Neden kulaklarınız tıkalı?

Siz duymadığınız için onlarda doğal olarak bu sorunun çözümü için farklı mercilerin kapılarını çalmışlardır. Tabii ki şu an dış güçler sarmalına sarılıp kendinizi haklı çıkarmaya çalışmanız pekte bir anlam ifade etmiyor. Evet, yaşanan tarihsel direnişlerde haksızlığa baskıya karşı çıkan Kürt öncü büyükleri ki bunların arasında dönemin âlimleri, bilgeleri, hocaları, kanat önderleri vardı. Onlar ile diyalog kurulmadan soğuk sert bir şiddetle katledilmişlerdi. Dolayısıyla onların ardılları diğer bir değişle torunları ise içlerinde o nefreti isyanı hep taşıyorlardır.

Evet, bu kısa değerlendirme sonrası Kürt sorununu terör sorununa dönüştüren süreçler nasıl gelişmiş bir bakalım tarihin izdüşümlerinden yola çıkarak.

Kürt direniş günlüklerine baktığımız zaman; haksızlıklara karşı birçok direniş olmuştur bunlardan öne çıkanlar sırasıyla şunlardır:
  • İlk önce Koçgiri Direnişi ile karşılaşıyoruz. Bu direniş 1918 – 1921 yılları arasında yaşanmıştır. 
  • Şeyh Said Direnişi; Şubat - Nisan 1925 Kürdistan'da merkezi yönetimin zulmüne karşı girişilen geniş çaplı Kürt aşiret, aydın, subay ve ileri gelenlerin destek verdiği direniştir. Sonrası çıkarılan ‘’Şark Islahat Planı’ çerçevesinde Kürt illerinde olağanüstü hal ilan edildi. Halka açık yerlerde Türkçe dışında bir dil konuşulması yasaklandı (Madde 13). Konuşanlara para cezası verilmesi kararlaştırıldı. Türkçe olmayan köy, ilçe ve il isimleri Türkçeleştirildi.
  • Ağrı direişleri, 1926-1930 yılları arasında Ağrı Dağı ve civarı ile İran topraklarının da dâhil olduğu bir coğrafyada meydana gelen Kürt ayaklanmaları.
Zilan Direnişi; Zilan Olaylarında ve Ağrı eteklerindeki köyler tamamen yakılırken, köy ahalisi Erciş'e sevk ve iskân olmuştur. Devletin Zilan saldırısında soykırıma uğratılanların sayısı 15.000 kadardır. Cumhuriyet gazetesi 16 Temmuz 1930 tarihinde bu olayı "Ağrı Dağı tepelerinde tayyarelerimiz şakiler üzerine çok şiddetli bombardıman ediyorlar. Ağrı Dağı daimi olarak infilak ve ateş içinde inlemektedir. Türk’ün demir kartalları asilerin hesabını temizlemektedir. Zilan Deresi ağzına kadar ceset dolmuştur." şeklinde duyurmuştur.
Dersim başkaldırıları; Dersim Direnişi Dersim’ de 1937-38 yıllarında merkezi Türk hükümetiyle Dersim halkı arasındaki anlaşmazlıklar sonucu yaşanan olaylara verilen isim. Dersim'de mutlak devlet hâkimiyetini sağlamak için Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından saldırı düzenlendi. Saldırı neticesinde bölgede yaşayan 13.000'den fazla kişi ile 110 asker öldü ve 12.000'e yakın insan zorunlu göçe tabi tutuldu.

Tarihin tozlu raflarını kurcaladığımız zaman hiçbir olayın ya da direnişin sebepsiz olmadığına şahit oluyoruz. Tarih çarpıtılsa da üzerine katran’ da çekilse tarihsel gerçekler bir gün en doğru şekilde ortaya çıkacaktır. Bu duruma şahit olanlar düşünen, tarihini araştıran kişiler olacaktır. Tarihi bilmeden yaşanan olayların bu duruma nasıl geldiğini analiz edip gerçek tespitlerde bulunmak mümkün değildir. Burada detay olarak başlık şeklinde değindiğim Kürt direnişlerinin ana amacı var olma dikkate alınma mücadelesidir.

Fakat yıllardan beridir kardeş olduğuna vurgu yapan iki halkın temsilcileri ki gücü eline almış meşruiyeti temsil eden tarafın biraz daha insaflı ve akılcı davranması gerekirken bu sorunun çözümü anlamında, fakat görüyoruz ki çıkan direnişler düşünceden uzak, daha fazla baskı şiddet ile karşılığını bulmuş. Asimilasyon çalışmaları ile yontulmaya çalışılmış fakat o insanların özündeki kültür ateşi bitirilememiştir.

bir halkı yerinden göç ettirmekle, eğitimi ile yontmakla sadece kamufle edersiniz o öz orada durur öylece, artık politikalarınızı değiştirin. Farklı bir söylem gerek.

Yapılan bu tecritler cebre dayanan şiddetler, kıyımlar nedeniyle geçmiş duygusu haline gelen, kangrene dönüşmüş bu sorun. Çıkan direniş hareketleri akıldan uzak ferasetsiz yöntemlerle bastırılmaya çalışıldığı için her çıkan diğer direnişler daha da karmaşık bir hale bürünmüştür.

Hâsılı, yukarıda sayılan direniş hareketlerinin bastırılmaya çalışıldı bu şekilde. Cebirle, ölümle, sindirmeyle, baskıyla, idamla, yok sayma ve benzeri politikalarla cumhuriyet doğu bölgesinden toprak kaybetmeden kuruldu.

Kurulunca bittimi? Kürt sorunu tabii ki hayır. Temelleri sağlam atılmamış bir ülke o sorunla halen boğuşmaktadır bu sorunun bitmemesinin ana mentalistesi bu ülke kurulurken yapılan sistemsel yanlışlarıdır.
Özeleştiri yapılıp iyi analiz edilirse yaşadığımız bölge dış güçler in piyonu olmaktan kurutulmuş olur ve bizlerde dış güçler seremonisini artık duymamış oluruz. Dış güçler gelmeden önce yapılan yanlışları sıraya koyun ve bugün bu bölge BOP ( büyük Ortadoğu projesi) projesinin uygulama sahası olmasın biz içinde yaşayanlarda onlara (dış güçlere) kuklalık yapanların, (iç güçlerin)  emri altında zulümlere baş eğmeyelim.

Ve böylece Kürt sorunu Farklı bir şekle bürünerek devam ediyor. (En fakir, yoksul Kürt’ lerin ve Türklerin çilesi.) Nedir bu farklı şekil: adına PKK denilen içinde Türk ler ve Kürt ler başta olmak üzere diğer birçok halkı bulunduran bir örgüt oluşturuldu. Bu örgütün lideri olarak lanse edilen ki bu lider Kürt halkının karşısına model olarak sunulmuş, Kürt gençleri başta olmak üzere ileriki yıllarda kitleleri arkasından sürükleyecek kadar önemsenecek, Önder olarak nitelendirilen Abdullah Öcalan isimli kişi olacaktı.

İlk çıkan direniş mücadeleleri ve günümüze kadar gelen süreçte halk ayaklanmalarına karşı verilen tepki hep şiddet ile karşılık bulmuştur. Şimdi içinde bulunduğumuz zaman sürecinde de bu sorun farklı bir boyutta devam etmektedir. Yıllar boyunca yapılan dışlama, öteleme, küçümseme, dikkate alınmama ve tüm bunlar sonucunda verilen şiddet yüklü tepkiler ve teröristlik yaftası sonucunda karşıt bir tepki olarak örgütlenmiş adına halkın hareketi denilen PKK’  denilen bir örgüt kurulmuştur.

Böyle bir örgütün neden kurulduğunu daha iyi analiz etmek için önyargısız bir şekilde araştırılmalı, empati kurulmalı ve tüm bu düşün araştırmasından sonra gerçekçi ve samimi olarak bu sorunun bitmesi isteniyorsa öyle yola çıkılmalıdır. Şiddet içerikli Bu toplumsal hareket neden var yıllardan beridir ve neden bitmiyor iyi düşünülmelidir. Sonuç olarak bir örgüt kurulmuş ve bir halk ile çocukları o örgüte yönlendirilmiştir. Bu durum tarihsel ve sosyolojik sürecin serencamıdır.