AK Parti'ye referandumda 10 gün kaybettiren iki neden; CHP ve Trump!

Hürriyet gazetesi yazarı Murat Yetkin, Ankara kulislerine dayandırdığı haberinde, AK Parti'nin referandum kampanyasının başlangıcını neden ertelediğine ilişkin iki etkeni yazdı.


Hürriyet yazarı Murat Yetkin, AK Parti'nin "Evet" kampanyasının 25 Şubat'ta başlatılacak olmasıyla ilgili olarak "AK Parti kampanya başlangıcını, üstelik 16 Nisan’a dek sayılı gün çabuk bitecekken neden on gün daha öteledi?" diye sordu.

Ankara kulislerinde kısa bir yoklamaya dayandırdığı haberinde Murat Yetkin, "Bu gecikmede ağırlıklı olarak iki etkenin rol oynamış olabileceği görülüyor" ifadesini kullandı.

Murat Yetkin'in yazısındaki ilgili kısım şöyle:

"AK Parti hesaplarını CHP’nin yine Anayasa Mahkemesi’ne gideceği ve Mahkeme'nin de başvuruyu öncelikli olarak ele alıp bir hafta on günde reddedebileceği üzerine yapmış görünüyor.

Böyle bir ret CHP’yi kuşkusuz zor duruma düşürebilirdi: Yani hem halka gitmekten korkmuş, hem de hukuk mücadelesinde de yenik duruma düşmüş vaziyette sandığa gitmiş olacaktı.

Nitekim Başbakan Yıldırım, dün AK Parti grubuna hitabında, CHP’yi milletin iradesinden korktuğu için bir yerde mahkemenin arkasına sığınmakla suçladı.

Ancak bu konuşmadan bir buçuk saat kadar sonra CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu grup konuşmasında Mahkemeye değil, halka gideceklerini, “otoriter rejim” ile sonuçlanacağını öne sürdüğü bu Anayasayı halkın reddedeceğine inandığını söyledi.

AK Parti referandum sürecinin ilk dönemecinde CHP tarafından deyim yerindeyse ters köşeye yatırılmış görünüyordu.

İkinci etken ise daha stratejik düzeyde ve aslında daha çok Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı endişelendirebilecek türden.

Erdoğan (ve aslında Yıldırım da) henüz ABD’den duymak istediklerini, duymuş değiller…

Ne Suriye iç savaşı ve Beşar Esad yönetiminin geleceği, ne IŞİD ile mücadele, ne PYD/PKK tutumu ve ne de gizli Fethullahçı örgütlenme konusunda…

Erdoğan’ın 8 Şubat’ta Trump ile yaptığı ilk görüşmede de beklediği sözleri duyamadığı anlaşılıyor. Hemen ardından gelen CIA Başkanı Michael Pompeo ile yapılan görüşmeler, Trump’un şu anda her nasıl olursa ve kiminle ittifak kurarsa kursun (PYD’den Esad’a kadar herkes olabilir) tek önceliğinin IŞİD olduğunu gösterdi.

Hükümet bu tablo üzerine belki çok daha önce yapması gereken bir şeyi yapıp Dışişleri Müsteşarı Ümit Yalçın’ı üst düzey diplomatik ve teknik görüşmeler için Washington’a gönderdi.

Ama şu anda Washington’daki durum geçen haftaya göre çok daha karışık, çünkü Trump’ın başka baş ağrıları da çıktı; Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn’in üstelik Rusya gibi ezeli bir rakiple ortaya çıkan güvenlik açığı nedeniyle istifası gibi.

Oysa bir yandan çok değerli zaman akıp gidiyor, o arada Rusya hem Suriye hem de Kürtler konusunda elini güçlendiriyor ve Suriye içlerine El-Bab merkezine dek ilerlemesini bir yerde Rusya ile işbirliğine de bağlayan Türkiye’nin hem Rusya, hem ABD’ye karşı kozları zayıflıyor."