Murat Karayılan'dan 'Şengal ve Ulusal Birlik' açıklaması

Kürtler arası ulusal birlik, Şengal ve Rojava konularını değerlendiren Murat Karayılan, önemli açıklamalarda bulundu.


Murat Karayılan'ın Stêrk TV'ye yaptığı konuşmasından bazı satır başları şöyle:

"Savaşın bu kadar büyümesinin temel sebebi Erdoğan ve AKP’nin izlediği siyasettir. Onlar bizi öldürerek bitirmek, Kürt halkını ölümle hizaya getirmek istediler. Tutuklama, yakma, teslim alma ve ölümle Kürt halkını sindirmek istediler. Kaç tane şehrimizi yerle bir ettiler! Neden bunları yaptılar? Tüm bunları gözü dönmüşlükten yaptılar. “Eğer başkaldırırsan sonucu böyle olur” demek istediler."

'Rojava'da Kürt Karşıtlığı, Akıl İşi Değildir'

“Kürt halkı Rojava’da doğal haklarına kavuşmak istiyor. Suriye yeniden dizayn aşamasına girmiştir ve orada yaşayan halkımız Suriye içinde bir statü sahibi olmak istiyorlar. Ancak ne diyorlar; “biz bunu kabul etmeyiz” diyorlar. Neden? Çünkü Kürt’tür. Daha önce orada Daiş hakim olmuştu. Neden Daiş’e engel olmadınız? Olmadılar. Oradakiler Kürt diye, statü sahibi kazanmalarına mani olmak istiyorlar. Bu derecede Kürt karşıtı olmak, akıl işi değildir. Bunun insanlıkla hiçbir bağı yoktur."

"Bugün bölgede Kürtlerin yıldızı parlamaktadır. Bundan dolayı onların bu siyaseti kaybetmeye mahkumdur. Bir söz vardır; “güneş balçıkla sıvanmaz” derler. Kürdistan’da doğan güneşin önünü hiçbir güç engelleyemez. Güneşimizi karartamazlar. Çünkü Kürtler artık uyanmışlardır. Ve özgür bir şekilde yaşamak istiyorlar. Neymiş, Kürtleri kötek zoruyla Türkleştirecekler. Amaçları budur. “Tek milletiz ve bu milletin adı Türk’tür” diyorlar."

"Kısacası, içinde yaşadığımız 21’inci yüzyılda halkımızı zorla Türkleştirmek niyetindeler. Hangi Kürt bunu kabul edebilir ki? Belki insanlıktan hiç nasibini almamış birisi onlara köle olabilir. Her yerde böylesi köleler vardır, yalnız Kürt toplumu buna teslim olmayacaktır. Kürtler, onların her türlü saldırısına karşı direnip bu saldırıları kıracaklardır.”

'EL Bab ve DAİŞ'

"AKP şu an Cerablus ve Dabık bölgelerine gidip oraları işgal etmiş durumdadır. Bu yerleri anlaşmalar sonucunda ele geçirdiler. Buralarda savaş söz konusu bile olmamıştır. Ancak anlaşmalarının Bab bölgesine kadar olduğu görülüyor. Çünkü AKP şu an Bab’a girmek istiyor, ama Daiş buna izin vermemektedir. Tabi durum sadece Bab bölgesi için geçerlidir. Yaptıkları bu antlaşma Exterîn’e kadar olabilir. Çünkü Daiş, Exterîn’den sonra Türklere karşı koymaya başladı."

“Şu an, Kürt siyasetine karşı bir konsept devrededir. Amaçları Kürt siyasetini ortadan kaldırmaktır. Sadece bununla sınırlı değiller elbette. Örneğin Kürt dili üzerine çalışan kurumlar, kültürel kurumlar, hayır kurumları, yani Kürtler adına olan tüm kurum ve kuruluşları yasakladılar. Bu yasakların temelinde Kürtler olduğu için, Kürtler bu sonuçlarla karşılaştılar. Kısacası onlar, Kürtler adına olan her şeyi ortadan kaldırmak istiyorlar. Aslında Kürtlerin de olmasını istemiyorlar; Kürtleri Türk yapmak istiyorlar."

'HDP ve DBP'ye Yönelik Operasyonlar'

"Yalnız HDP, içinde sadece Kürtlerin bulunduğu bir parti değildir. Doğrudur, HDP, HEP geleneğinden gelen siyasi bir partidir. Ancak HDP’nin içerisinde Türkiye sol hareketinden, dindar yahut mütedeyyin halktan kesimler, Alevi kesimlerinden temsilciler, Süryani ve Ermeni halklarından temsilciler bulunmaktadırlar. Kısacası HDP bir halk ve inançlar mozaiğidir ve kendisine bir misyon belirlemiştir. HDP’nin misyonu neydi? Türkiye’yi demokratikleştirmek ve Kürt sorununu demokratik yol ve yöntemlerle çözmekti. Zaten HDP’nin kuruluş amacı buydu. Bunun için de birçok çevreden katılıma sahiptir HDP. HDP karşıtlarına göre, HDP’nin tek suçu, bu projeyi Önder Apo’nun sunmuş olmasıdır.

Dolayısıyla “HDP’nin çatısı altında yer alan herkes Kürt siyasetini destekliyor” denilerek HDP içindeki her kesimi ve dostlarını da hedefliyorlar. Onlara göre HDP, PKK ile eşdeğerdir. Kısacası HDP’nin içinde birçok renklilik durumu söz konusudur; ancak HDP’ye karşıt olanlar bu çok renkliliği tek kalıba sokmaktadırlar."

"Sadece HDP’yi değil, aynı şekilde DBP’yi de hedeflerine almışlardır. Kürdistan’daki belediye eşbaşkanlarının hepsini hedef almış durumdalar. Amaçları Kürtleri siyaset dışı bırakmak, Kürtlerin dostlarını da tasfiye etmektir. Ayrıca demokratik ve sol muhalefeti de sindirme amacındalar. Yapılan saldırıların temelinde bu nedenler yatmaktadır. Hem Kürt siyasetini kırımdan geçirmek hem de Türkiye sol hareketini ve sistem dışı bırakılıp da HDP’yle yeniden siyasette fırsat bulan tüm çevreleri tasfiye etmek istiyorlar."

'7 Haziran Seçimleri'

"Dikkat edin; 7 Haziran seçimlerinden sonra AKP’den kimse HDP’yle oturmamıştır. Çünkü HDP’nin meşru olmasını istemiyorlar. En nihayetinde yasa çıkarıp onları tutuklamışlardır. Türkiye’nin üçüncü büyük partisinin eş genel başkanını tutuklamışlar. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Kürt milletvekilleri dışında hiçbir partinin milletvekilleri bu kadar baskıya maruz kalmamışlardır. Kürt parlamenterleri dışında hiç kimse böyle bir uygulamaya tabi tutulmamıştır. Türk cumhuriyet tarihinde hiçbir zaman polislerin yakasından tutup zindana attığı milletvekili görülmemiştir. Birincisi ‘94 yılında DEP’li Kürt milletvekillerine yapıldı, bir de şimdi HDP milletvekillerine yapılıyor."

'Ulusal Birliktelik İçin Diyalog Şart'

“İçinde bulunduğumuz dönem halkımızın kaderinin belirleneceği önemli bir dönemdir. Böylesi bir dönemde Kürt halkının birliği her zamankinden daha değerlidir. Bu konuyu stratejik bir biçimde ele alıyoruz. Bundan dolayı var olan tüm sorunları diyalogla çözmek istiyoruz. İçinde bulunduğumuz dönemde birbiriyle düşman olanlar bile sorunlarını tartışıp diyalogla çözmeye çalışmaktadırlar. Biz de Kürt halkının içteki ve dıştaki tüm sorunlarını diyaloglar ile aşmasından yanayız. Bu sorunlar aşılmasa bile, mutlaka bir platform, ortak çatı kurmak zorundayız. Bu anlamda halkımızın geleceği açısından ulusal birlik çok önemlidir. Verilen bunca şehidin kanının boşa akmaması için Kürt halkı olarak ulusal bir birliktelik içerisinde olmak, her zaman halkımızın çıkarına olan bir şeydir."

'Şengal'den Zaten Çekileceğiz'

"Ancak Neçîrvan’ın Şengal hakkında yaptığı açıklamalara hiçbir anlam veremedim.Zaten aramızda bir görüşme durumu söz konusudur. Biz aramızdaki bu tartışmaların sonuçlanmasıyla birlikte HPG olarak güçlerimizi çekeceğimizi zaten kendilerine açıkça söylemişiz. Bunu ilk defa burada açıklıyorum." 

"Şengal'de bir krize yol açacak durumda değiliz. Kaç gündür takip ediyorum ve bu durum hakkında oldukça fazla yorum yapıldığını görüyorum. Yine de insanın tüm sorun ve sıkıntıları diyalog yoluyla çözmede ısrarlı olması gerektiği kanısındayım. Bu çok önemlidir. Böylesi yanlışlara düşülmemesi gerekir."

"Kürdistan Federe Bölgesi’nin Sayın Başkanı’nın bu konuda ağırlığını koyacağına inanıyorum. İnisiyatif ve bütünlük içinde sorunlarımızı çözebileceğimiz kanısındayım. Böyle bir konuşma oldu diye, bu, sürecin kaybedileceği anlamına gelmiyor."

"Uyumlu bir biçimde ve diyalogla tüm sorunlarımızın çözümü birinci gündemimiz olmalıdır. Kürt siyaseti tecrübe sahibidir. Bizim de, KDP önderliğinin de bu konuda tecrübeleri vardır. Bütün dünya şu an, “acaba Kürtler çağdaş yöntemler ve diyalogla mı sorunlarını çözecek; yoksa eski pratikler tekrar mı yaşanacak” diyerek bu sorunu izliyor. Tabii ki geçmişten de aldığımız tecrübelerden yola çıkarak daha yapıcı yol ve yöntemleri kendimize esas almalıyız.”

'Türkiye Halklarıyla Kurulacak Bir Birliğe Önem Vermeliyiz'

Bugün halk ve hareket olarak tek başımıza değiliz. Bugün Türkiye sol hareketiyle, demokratik kesimlerle, Alevi halkımızla ve ötekileştirilen tüm kesimlerle ortaklık yapabilir, birlik geliştirebiliriz. Hem Kürt toplumu ve siyaseti olarak bir birliktelik olmalı, hem de Türkiye halklarıyla kurulacak bir birliğe önem vermeliyiz.

Örneğin şuan Rojava’da yüzlerce Arap kökenli insan YPG ve YPJ saflarına katılıyorlar. Ne güzel ve takdir edilesi bir durumdur. Demek ki orada bir başarı vardır. Şuan Suriye Demokratik Güçleri’nin genelini Arap kökenli savaşçılar oluşturuyor. Demek ki klasik perspektifin dışında, demokratik ulus perspektifini baz alırsan başarırsın. Bu dönem böyle bir dönemdir.

Yani Kürtler önce her parçada kendi içlerinde birliklerini kurmalı ve ulusal birliği geliştirmeli; aynı zamanda demokratik, barışsever ve Kürt halkının haklarını tanıyan tüm kesimlerle de ittifak kurmalıdır. Fars, Türk veya Arap olmaları fark etmez. Demokratik ulus perspektifiyle hareket etmeliyiz. Eğer Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da bu perspektifle hareket eder ve 2016 yılından çıkardığımız tecrübeler temelinde 2017 yılına yaklaşırsak, biz bu faşizm dalgasını kırabiliriz. Böyle olursa ancak demokrasi ve özgürlüklerin önü açılabilir.

İnanıyoruz ki; Önder Apo’yu ve Kürdistan’ı özgürleştirme, Türkiye’yi demokratikleştirme yürüyüşünde kararlı bir şekilde hareket edersek, 2017 yılı demokrasi, özgürlük ve başarı yılı olacaktır. Umudumuz ve inancımız bu yönlüdür. Bu temelde bir kez daha herkesin yeni yılını kutluyor, 2017 yılında başarılar diliyorum.”
ANASAYFA ve İLGİLİ HABERLER için BURAYI tıklayın

CEPHELER'deki

Gelişmeler

BAĞIMSIZLIK

Süreci

ROJAVA

Haberleri

BARZANİ

Kürdistan

TARİH

Bilinci

ANALİZLER

Ortadoğu

BİLGİ

Kültürel

BİLİM

+Teknoloji

GÖRÜŞ

Yazarlar

Ezidiler

ve Şengal

ANASAYFA

Bütün Haberler