Ahmet Kahraman'a: Kim Ağa, Kim xulam, Kim kahraman? -Azad Yaşar yazdı


Azad Yaşar / ZERnews
Sayın Altan Tan üzerinden bu geleneğe fütursuzca dil uzatmanın ahlâki bir yanıda yoktur. Türkiye ve Kuzey Kürdistan 'da siyasetin bu kadar çetrefilli olduğu günümüzde hiç olmasa sayın Tan yanlış yada doğru, az yada çok düşüncesini dile getirebiliyor, hiç olmasa Gezi felaketiyle başlayan ve Kürdistan'da taş üstünde taş bıraktırmayan danışıklı hendek çukur savaşının eleştirisini yapabiliyor ya siz sayın Kah-ra-man? Yerinden yurdundan edilip kenar mahalle köşelerine sığınan binlerce mağdur Kürdü gördünüz mü? Yada Kürdistan fikrini tarihin çöp sepetine attık diyenleri, Kürt ulus devletini savunmanın gericilik olduğunu söyleyenleri hiç kahramanca eleştirdiniz mi?

Geçenler de zatı alleri biz Kürtler de yaşanan xulam (köle), ağa sosyolojik realitesini kaleme alan sayın Ahmet Kahraman'ın varmak istediği sonuç, Kürt toplumuna ve siyasetine vermek istediği mesajları itibarıyla yazısını hayretler içerisinde okudum.

Dağ fare doğurmuş da haberimiz yokmuş meğer.

Doğrudur Kürtlerde gelenekçi tarihi dokularını muhafaza eden aşiretlerde, ailelerde hiyerarşik yapı içerisinde ağa-xulam vakası yaşanmıştır bu alt üst yaşanmışlığın beraberinde getirdiği bir sürü handikap ve toplumsal çelişkiler de su yüzüne çıkmıştır bunu inkâr edemeyiz.

Bütün olumsuzluklara rağmen aslolan şudur ki, eğer bizler Kürdistan tarihinde kökleri çok eskilere dayanan, Kurdevari bilincin şekillenmesinde ve de Kurdî asl û asaletin bugünlere kadar gelmesinde ciddi katkıları olan gelenekçi aristokratik aileleri doğru tanımlamasak, ağa xulam çelişkisi üzerinden buhranlı Kürt siyasetine vereceğimiz hiçbir mesajın anlamı ve doğruluk payı yoktur.

19. ve 20. yüzyıldan itibaren dört parça Kurdistan'a baktığımızda ulusal nitelikli bütün ayaklanmaların, baş kaldırıların merkezinde muhafazakâr dokularını koruyan geniş kesimlere hitap eden, kendi toprağının ağası aşıyla, ekmeğiyle, sofrasıyla yüzleri doyuran sahip çıkan dahası komşusunun, mirêbesinin namusunu namusu sayan sahiplenen lokal düzeydeki organik ilişkilere en üst düzeyde katılım gösteren bu insanların asil Kürt kişiliklerini ve duruşlarını görmezden gelerek çelişkiler yumağına dönmüş Kürt siyasetinin çamuruna batırmanın bir anlamı yoktur.

Özelliklede birinci dünya savaşından sonra Kürdistan 'da işgalci devletlere karşı yapılan ve korkunç bedeller ödenerek bugünlere kadar gelinen isyan ateşini iyi okumak gerekir. Botan'dan Behdinan'a, Hewler'den Mahabad'a, Diyarbekir'den Dersim'e, Serhat'a kadar yaşamış onurlu Kürt mücadelesini bir film şeridi gibi göz önünde bulundurarak kimler üzerinden şekillendiğini ve dayandığı sosyolojik tabakayı çok net görebiliriz.

Kuzey Kürdistan 'da altmışlardan itibaren Sol Marxist söylem üzerinden Kürt siyasal yaşamına yeni bir soluk katmak isteyen kuşağın beslendiği korunduğu vede gizlendiği nokta neresidir? Batı metropollerinde Kürt gençlerinin okumasına olanak sağlayan, sahiplenen saygınlık kazandıranlar kimlerdi? Ve yine toplumun sindirildiği, düşüncenin suç sayıldığı günlerde kendi evinde konağında sofrasında Kurdî direnişi ve ideolojileri tartışanlar kimlerdi? Yada kürtçe stranların yasaklı olduğu zemheri vakitlerde Kawus ağayı, Mihmed Arif Cizrevî'yi, Tahsin Taha'yı Reso'yu, Şivan'ı dinleyen dinleten vede düşlerimizde kürtlük sevdasının bilincini yaratanlar kimlerdi?

Bugün bu değerlere pejoratif bir yaklaşımla saldırarak ucuz kahramanlık yapmanın manası yoktur.

Sayın Altan Tan üzerinden bu geleneğe fütursuzca dil uzatmanın ahlâki bir yanıda yoktur. Türkiye ve Kuzey Kürdistan 'da siyasetin bu kadar çetrefilli olduğu günümüzde hiç olmasa sayın Tan yanlış yada doğru, az yada çok düşüncesini dile getirebiliyor, hiç olmasa Gezi felaketiyle başlayan ve Kürdistan'da taş üstünde taş bıraktırmayan danışıklı hendek çukur savaşının eleştirisini yapabiliyor ya siz sayın Kah-ra-man? Yerinden yurdundan edilip kenar mahalle köşelerine sığınan binlerce mağdur Kürdü gördünüz mü? Yada Kürdistan fikrini tarihin çöp sepetine attık diyenleri, Kürt ulus devletini savunmanın gericilik olduğunu söyleyenleri hiç kahramanca eleştirdiniz mi?

Bugün Kuzey de Kürt ulusal mücadelesi enaz elli yıl gerilerken ve de vesayet siyasetinin onayı olmadan sivil bir toplantıya rahatlıkla katılma dirayetinden yoksun biri olarak iradenizi ve özgürlüğünüzü yitirdiğiniz konularda cesurca iki satır yazabildiniz mi?

Demem o ki "Her dâr li ser koka xwe heşîn dibe", ayaktan baş, baştan ayak olmaz sayın Kah-ra-man...

Azad Yaşar / ZERnews
ANASAYFA ve İLGİLİ HABERLER için BURAYI tıklayın

CEPHELER'deki

Gelişmeler

BAĞIMSIZLIK

Süreci

ROJAVA

Haberleri

BARZANİ

Kürdistan

TARİH

Bilinci

ANALİZLER

Ortadoğu

BİLGİ

Kültürel

BİLİM

+Teknoloji

GÖRÜŞ

Yazarlar

Ezidiler

ve Şengal

ANASAYFA

Bütün Haberler